Akşam gazetesinden ‘HERO’ tişörtü iddiası

Akşam gazetesi, Muğla’da görülen “Cumhurbaşkanı’na suikast” davasında yargılanan bir sanığın giydiği “Hero” (Kahraman) tişörtüne ilişkin farklı bir iddiada bulundu. Akşam gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde “Hero” yazısının “Hoca Efendi Razı Olsun” cümlesinin kısaltması olduğu öne sürüldü.Akşam gazetesinde yer alan haber şöyle:“15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişiminde bulunan ve 2 polisi şehit eden teröristlere açılan davanın duruşmasına ‘Hero’ yazılı tişörtle gelen suikastçı asker Gökhan Güçlü’nün tişörtünün örgütsel gizemi istihbarat birimlerince çözüldü. Darbeci eski askerin tişörtündeki ‘Hero’ yazısının ‘Hoca Efendi Razı Olsun’ anlamına geldiği belirlendi. Fethullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde bulunulan ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 13 Temmuz’da Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya sanıklardan MAK timinde görevli darbeci astsubay Gökhan Güçlü üzerinde ‘Hero’ yazılı tişörtle gelmişti. Bu tişört tepkilere sebep olmuştu.Yaşanan hadise ardından darbecilerin tek tip kıyafetlerle duruşmalara katılmaları üzerine çalışmalar başlatıldığı öğrenilmişti. Konuyu ayrıntılı ele alan istihbarat birimleri ‘Hero’ olarak yazılan İngilizce ‘Kahraman’ anlamına gelen kelimenin örgütsel anlamını da çözdü.”“Hoca Efendi Razı Olsun””İstihbarat birimlerinden elde edilen bilgiye göre, ‘Hero’ kelimesinin baş harfleri Fethullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı Fethullah Gülen’e olan bağlılığı simgeliyor ve Pensilvanya’daki örgüt liderine bağlılık ifadesi içeriyor. Gizemi çözülen ‘Hero’ kelimesinin örgütsel açılımının ‘Hoca Efendi Razı Olsun’ olduğu belirlendi.Bilindiği gibi Fethullah Gülen de örgüt mensuplarına yayınladığı videolar aracılığıyla çeşitli mesajlar vermişti. Fethullahçı örgütte bu tip simgesel mesajlar çok sık kullanılıyor. Gülen’in 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ‘haki’ renk cübbe giyerek darbe talimatı verdiği de konuşulmuştu.Suikastçı astsubayın ‘Hero’ yazılı tişört giymesi ardından birçok darbe destekçisi de bu tişörtü giyerek mesaj vermeye çalışmış, emniyet güçleri tarafından haklarında işlem yapılmıştı.”

Uyanış filminin yapımcısı Ali Avcı tutuklandı

“Uyanış” filminin fragmanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başına silah dayanan görüntülerden sonra gözaltına alınan filmin yapımcısı Ali Avcı, “silahlı terör örgütü kurma yönetme” suçu kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sabah’tan Sema Alim Dalgıç’ın haberine göre 15 Temmuz darbe girişimini anlatan “Uyanış” filminin yapımcısı Ali Avcı, fragmanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başına silah dayanan görüntülerin ardından 13 Temmuz’da Bağcılar’daki evinde gözaltına alınmıştı.Ali Avcı’nın evinde saklandığı belirlenen ve Yıldız Üniversitesi’ndeki “FETÖ” soruşturması kapsamında hakkında arama kararı bulunan Doç. Dr. Fethullah Karabiber de gözaltına alınmıştı. Sorgu işlemleri tamamlanan Ali Avcı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce “silahlı terör örgüt kurma yönetme” suçu kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi.

‘Hero’ yazılı tişörtle duruşmaya gelen darbe sanığı yakını

Ankara’da Polatlı darbe davasının görüldüğü Sincan Cezaevindeki duruşma salonuna ‘Hero’ yazılı tişörtle girmek isterken gözaltına alınan sanık yakını tutuklandı.Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince, pazartesi günü görülmeye başlanan Polatlı darbe girişimi davasının görüldüğü duruşma salonuna üzerinde “Hero” yazılı tişörtle girmek isteyen sanık yakını Emirhan B’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Ankara Batı Adliyesine getirilen şüpheli, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdi. Tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen Emirhan B, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Emirhan B’nin ifadesinde, Polatlı davasında yargılanan amcası eski astsubay Halil İbrahim B’nin duruşmasını izlemek için mahkemeye geldiğini belirttiği, bir mağazadan satın aldığı tişörtün üstündeki yazının ne anlama geldiğini bilmediğini iddia ettiği öğrenildi.Darbe girişimi sırasında Erdoğan’a suikast girişimine ilişkin Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 13 Temmuz’da görülen duruşmaya, sanıklardan Gökhan Güçlü, üzerinde İngilizce “Hero” yazan ve “kahraman” anlamına gelen tişörtle girmişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının itirazı üzerine mahkeme heyeti, duruşma ortamının bozulmasına yol açması nedeniyle sanığın üzerindeki tişörtün değiştirilerek salona getirilmesine karar vermişti.

Interpol: Türkiye veri tabanından çıkarılmadı

Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol), Türkiye’nin ’60 bin kişilik aranan şahıs yüklemesi yapıldığı gerekçesiyle’ veri tabanına erişimin askıya alındığı haberlerini yalanladı.Interpol sözcüsü BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ‘haklarında uluslararası arama kararı bulunanlar dahil, hiçbir veri tabanında Türkiye’ye erişim yasağı getirilmediğini’ söyledi.Interpol’ün açıklamasında şu ifadeler yer aldı:”Interpol, emniyet işbirliği çıkarları doğrultusunda 190 üye ülkesinin her birini desteklemektedir. Türkiye’ye, haklarında uluslararası arama kararları olan şahıslar dahil, Interpol’ün hiçbir veri tabanına erişim için engelleme getirilmemiştir.”Türk medyasında Çarşamba günü çıkan bazı haberlerde, Ankara’nın 15 Temmuz darbe girişimiyle açılan soruşturmada aranan “Fethullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ)” bağlantılı oldukları belirtilen 60 bin kişi için Interpol’e bildirim yaptığı bildirilmişti.Söz konusu haberlerde Interpol’ün bu bildirim üzerin, Türkiye’nin, aranan şahısların bilgilerinin yer aldığı veri tabanına giriş yetkisini askıya aldığı iddia edilmişti. Interpol ise üye ülkelerin veri tabanına girmesi için, kayıp belgeler veya isimlerle ilgili yaptığı bildirimlerin teşkilatın Ana Tüzüğü’ne, düzenlemelerine ve kurallarına uyumlu olması için kontroller yapıldığını belirtti ve uyumlu görülmeyen bildirimlerin veri tabanına alınmadığını ifade etti.’Siyasi, askeri, dini ve ırki faaliyetlere müdahale yasak’Interpol’ün açıklamasında teşkilatın Ana Tüzüğü’nün 2’nci ve 3’üncü maddesine atıf da yapıldı:”Interpol’ün Ana Tüzüğünün 2’nci maddesi, teşkilatın rolünün, farklı ülkelerdeki mevcut yasalar çerçevesinde ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ışığında, mümkün olan en geniş düzeyde polis işbirliğini teşvik etmek olduğunu vurgular.”Ek olarak, Anayasa’nın 3’üncü maddesi, (Interpol’ün) ‘politik, askeri, dini ve ırki karakterli faaliyetlerde bulunması ve bunlara müdahale etmesini tamamıyla yasaklar.”Dünyanın en büyük uluslararası adli polis teşkilatı Interpol, 1923 yılında uluslararası işbirliği sağlamak amacıyla kuruldu.Teşkilat rolünü “dünyayı daha güvenli bir yer yapmak için uluslararası işbirliğini sağlamak” olarak tanımlıyor ve dünya genelinde emniyet kuruluşlarının görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli hizmetlere ve araçlara erişim sağlıyor.

Gabriel: Türkiye’den defalarca somut kanıt talep ettik

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile yaşanan gerginlik, Gülen yapılanması, PKK ile mücadele ve Erdoğan’ın Almanya ziyareti konularında çarpıcı açıklamalarda bulundu.Berlin’de Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle sohbet toplantısında bir araya gelen Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye konusunda önemli açıklamalarda bulundu.“Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında Türk Hükümeti ve Türk halkıyla dayanışmamızı daha güçlü bir şekilde ifade etmeliydik. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum” diyen Gabriel, darbe girişiminden hemen sonra Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirilmemiş olunmasını hata olarak nitelendirdi. Gabriel sözlerini şöyle sürdürdü:“Meselenin özünde gayet tabii ki darbe girişimine karşıydık ve seçilmiş hükümetten yanaydık. Ama Türk Hükümetinin tepkisi, özel hayatta olur ya özellikle çok severseniz ve hayal kırıklığına uğrarsanız çok daha kızgın olursunuz… Bu ‘daha farklı tavır sergileyebilirdik’ dediğim bir konu.” “Defalarca somut kanıt talep ettik”Türk Hükümeti’nin darbe girişimi sonrasında “terörizm “olarak nitelendirdiği konular hakkında Almanya’dan beklentisinin karşılanmadığı hissiyatını taşıdığını anlatan, bu bağlamda Türkiye’den defalarca somut kanıtlar içeren bilgi talebinde bulunduklarını açıklayan Gabriel, “İşte ancak bize bu bilgiler verildiği takdirde bir kişinin iadesinin mümkün olup olmayacağını değerlendirme aşamasına gelebiliriz” dedi.Türkiye’nin ‘derin devlet’ şüphesiBu değerlendirmeyi yaparken Türkiye’de adil bir yargılama yapılıp yapılmayacağını dikkate almakla yükümlü olduklarını, iadesi istenenlerin Alman hukuku uyarınca kabul edilemez bir cezaya çarptırılması ihtimali söz konusu olduğunda zaten iadenin mümkün olamayacağını söyleyen Gabriel, şu değerlendirmeyi aktardı:“Türk tarafının kabullenmekte zorlandığı konu; bir kişinin bir diğer ülkeye iadesi konusunda bağımsız makamların ve mahkemelerin karar verdiği gerçeği. Bize sizin de derin bir devletiniz var deniyor. Bir tür komplo teorisi var. Ben bugüne kadar bizde derin devletin olmadığı konusunda Türk tarafını ikna etmeyi başaramadım.”Türkiye’ye, Gülen yapılanması mensubu her kişinin otomatik olarak gözaltına alınarak iade edilemeyeceğini anlatmaya çalıştıklarını aktaran Gabriel, “İltica başvuruları konusunda bizde çok açık yasal düzenlemeler var, bunlara uymakla yükümlüyüz” şeklinde konuştu.PKK ile mücadeleTürkiye’nin, PKK’nın Almanya’da propaganda yapmasına izin verilmemesi gerektiği konusundaki uyarılarında haklı olduğunu söyleyen Gabriel, PKK’nın Almanya’da da terör örgütü olarak görüldüğünü hatırlattı.“PKK 1990’lı yıllardan bu yana haklı nedenlerden ötürü yasaklı olan bir örgüttür” diyen Gabriel, şöyle devam etti:”Sadece Türkiye’de yaptıklarından ötürü değil. Almanya’da haraç topladıkları, uyuşturucu ve silah ticareti yaptıkları, Almanya’daki Türkiyeli yurttaşları tehdit ettikleri için yasaklılar. Ben de Türk siyasetçilerin etkinlik yapmasına izin vermezken, Öcalan posterlerinin asılmasını kabul edilemez buluyorum. Türkiye bu konuda haklı.“Derin görüş ayrılıklarıUzun süre Sosyal Demokrat Parti’nin liderliğini yapan ve Türkiye’ye yönelik olumlu bakışıyla tanınan Gabriel, son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmeler hakkında endişelerini ifade ederken, özellikle düşünce ve basın özgürlüğüne vurgu yaptı.“Alman gazeteciler de hapiste. Aramızda aşılması zor büyük görüş ayrılıkları var” diyen Gabriel, yine de diyaloğun önemine işaret etti.Alman Bakan, ilişkilerdeki tüm güçlüklere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesine katılmak amacıyla Almanya’ya gelecek olmasından memnuniyet duyduklarına söylemekle birlikte, burada Türk vatandaşlarıyla siyasi bir toplantı yapılmasını uygun görmediklerini vurguladı.Gabriel, “Günümüz koşullarında, karşı karşıya olduğumuz güçlükler nedeniyle büyük siyasi etkinliklerin uygun olmayacağı kanaatini taşıyoruz” dedi.”Üst düzey resmi talep yok”Alman Dışişleri Bakanı, Türk tarafından gelen talep konusuna açıklık getirirken, bu konunun ilişkilerde yeni bir gerginliğe yol açmaması umudunu dile getirdi.Yaptığı ilk açıklamada Türkiye’den Erdoğan’ın siyasi etkinlik düzenlemesi konusunda resmi talep geldiğini duyuran Gabriel bu sefer, “Gerçi şunu söylemeliyim, bu konuda, az ya da çok resmi bir nitelikte, Türk Hükümeti’nden daha alt seviyelerde bir girişim oldu ama üst düzey resmi bir talep olmadı. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz çünkü bu nedenden ötürü daha büyük sorunlar yaşamak istemiyoruz” şeklinde konuştu.Bir gazetecinin, “Türkiye’yi ifade, düşünce ve gösteri özgürlüğü konularında eleştirirken Erdoğan’ın Almanya’daki bu haklardan yararlanamayacağını Türklere nasıl açıklayacaksınız?” sorusu üzerine Gabriel, bu konuda anayasa hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına işaret etti.Dışişleri Bakanı, bir yabancı siyasi liderin Almanya’da bir etkinlikte konuşup konuşmayacağı konusunun, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamından öte Almanya’nın dış politika çıkarlarıyla ilgili bir konu olduğunu vurguladı.Gabriel, “Türkiye ile yaşadığımız gerilim o kadar büyük ve sert ki, dış politika çıkarlarımız gereği, kamuya açık etkinlikler yoluyla Türk iç siyasetinin Almanya’ya taşınmasının uygun olmayacağını düşünüyoruz” dedi.Nazi benzetmeleriTürkiye’deki anayasa değişikliği referandumu sürecinde Türk hükümetinin Almanya’yı hedef alan Nazi benzetmelerinin “derin kırgınlıklara” yol açtığını ifade eden Gabriel, bu süreçte yaşananlardan ötürü bazı kararlar aldıklarını vurguladı.Alman Bakan, Almanya’nın yurttaşların barışçıl bir şekilde bir arada yaşayabildikleri bir ülke olduğunu ve bunu muhafaza etmek istediklerini söylerken, “Herkes bu ülkede seçim bürolarında, konsolosluklarda oy kullanabilir. Ama artık başka ülkelerdeki seçimlerden üç ay öncesinden itibaren ülkemizde seçim etkinliği yapılmasını istemiyoruz” diye konuştu.Almanya’da 3 milyonu aşkın Türkiye kökenlinin yaşadığına işaret eden Sigmar Gabriel, sözlerini şöyle tamamladı:“Bazıları Alman vatandaşı, bazıları değil, bana göre hepsi bu ülkenin yurttaşları. Bizim parçamızlar. Bu ülke onlara minnettar olmalı. Çünkü onlar olmaksızın biz bu ülkeyi inşa edemezdik. Biz Türkiye’deki iç siyasi meselelerin ülkemize taşınmasını istemiyoruz. Biz Türkiye ile Almanya arasındaki bir dizi sorunun çözümlenmesinin iyi olacağı kanaatindeyiz. O zaman durum değişir. Siyasetin görevi bu sorunları çözmektir zaten. O zaman bu tür sorunların Almanya’ya ihraç edilmesi ile ilgili tehlike de ortadan kalkar.” (Değer Akal/Deutsche Welle Türkçe)

CHP: 8 kişinin kaçırıldığı iddiaları aydınlatılsın

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Şenal Sarıhan, Ankara ve Kilis’te yaşanan kaçırılma olaylarının araştırılmasını istedi.CHP’li vekiller Sezgin Tanrıkulu ve Şenal Sarıhan, darbe girişimi öncesi ve sonrasında Ankara ve Kilis’te yaşanan kaçırılma olaylarına ilişkin Meclis Araştırması açılmasını istedi. TBMM Başkanlığına sunulan dilekçede, 15 Haziran 2017 tarihinde Ankara Celal Esat Arseven Caddesinde Cemil Koçak isimli kişinin arabasına arkadan vurularak kaza süsü verildiği ve daha sonrasında 3 ya da 4 kişinin Koçak’ı koyu füme renkli Transporter ile kaçırdığı iddiaları hatırlatıldı. 15 Temmuz Darbe Girişiminden önce bir, 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra ise sekiz kişinin benzer şekilde kaçırıldığı ve bu kişilerden bir daha haber alınamadığına vurgu yapılan dilekçede, “Kaçırılan kişilerin tamamının hakkında FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma açıldığı ve KHK ile işlerine son verildiği bilgisi ise başka çarpıcı iddiadır. Kaybolan kişilerin yakınları, güvenlik güçlerine güvenlik kamerası kayıtlarını verdiklerini, kaçırılma olayının tanıklarını bildirdikleri buna karşın yetkili mercilerin bu olayların üzerine gitmekte isteksiz davrandıkları iddia etmektedir. Art arda yaşanan kaçırılma olayları, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün gündemindedir ve uluslararası internet sitelerinde de yer almıştır” denildi. Kaçırılma olaylarının biçimi, kaçırılan kişilerin akıbeti hakkında bilgi edinilememesi, olayla ilgili bağlantıların ortaya çıkartılamamasının vatandaşlar arasında tedirginlik ve korkuya neden olduğu belirtilen dilekçede şöyle denildi: “Faili meçhul kaçırma ve cinayet olaylarının yeniden başladığı korkusuna neden olmuştur.Ankara ve Kilis’te yaşanan kaçırılma olaylarının aydınlatılması, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların bugüne kadar yaptıkları çalışmaların tespit edilmesi, benzer olayların bir daha yaşanmaması, için alınacak önlemlerin saptanması amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereği Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.”