Kocaeli’de FETÖ operasyonu: 22 gözaltı

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında 11’i polis 22 kişi gözaltına alındı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı FETÖ soruşturması kapsamında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü operasyon düzenledi.Örgütün kriptolu haberleşme aracı Bylock’u kullandıkları tespit edilen farklı meslek gruplarındaki 16 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 kişi yakalandı. Diğer operasyonda ise bir kısmı aktif çalışan ve bir kısmı ihraç edilmiş olan ve şüpheli beyanları ile tespiti yapılan 11 polis ve 4 emniyet müdürü hakkında gözaltı kararı verildi. 3’ü emniyet müdürü 11 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Firarda olan kişilerin yakalanması için çalışmalar devam ediyor. DHA

CHP, Başbakan’a Cenk Yiğiter’i sordu

CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, KHK ile ihraç edildiği için öğrencilik hakkı da elinden alınan Cenk Yiğiter’le ilgili Başbakan, YÖK Başkanı ve rektörü soru yağmuruna tuttu. Biçer’in soruları arasında Rektör İbiş’in Bylock kullandığı iddiaları da yer aldı.Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Cenk Yiğiter aynı kampüsteki İletişim Fakültesi’ne öğrenci olarak dönmeyi beklerken yapılan yönetmelik değişikliği ile hakkının ortadan kalktığını öğrendi.Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in Yiğiter için bilinçli şekilde yönetmeliği değiştirdiği iddia edilirken CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer sosyal medya hesabından yaşananlara tepki gösterdi.Başbakan Binali Yıldırım, Rektör Erkan İbiş ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç’a sorular yönelten Biçer cevap bekliyor. Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, sorulara cevap alamadığını söyleyen Biçer “Verecek bir yanıtları olsa sanıyorum verirlerdi. En azından yalanlarlardı. Kişiye özel bir karar değilse hayır demeleri gerekir” dedi. ‘İBİŞ BYLOCK KULLANICISI MI?’Üniversite yönetiminin aldığı kararın altında kasıt olduğunu söyleyen Biçer, Başbakan ve YÖK Başkanı’na “Kamuoyuna yansıyan haberlerde İbiş’in Bylock kullanıcısı olduğu iddiaları yer aldı. İbiş, Bylock kullanıcısı mı” diye sordu.Başka üniversite yönetimlerinin de benzer kararlar alması durumunda adaletsizliğin artacağını belirten Biçer DuvaR’a şunları söyledi:“Toplumda devletin bütün kurumlarına artan bir güvensizlik var. İnsanların yaşadığı topraklara inancı ve güveni kalmayacak. Bu kararın da altında kasıt var ve inanılmaz bir kindarlıkla yapılmış. Burada kimin kime düşmanlığı var? Üniversiteler hepimizin üniversiteleri. Kendi çıkar ve bekaları kişisel menfaatleri için vatandaşlara karşı kullanamaz.”CHP’li Biçer’in sosyal medya hesabından Başbakan Binali Yıldırım, YÖK Başkanı Yekta Saraç ve Rektör İbiş’i etiketleyerek yöneltiği sorular şunlar:-Bir üniversite senatosunun yönetmelikle eğitim öğretim hakkını kısıtlayan, ortadan kaldıran bir hüküm getirmesi mümkün müdür?-Dr. Cenk Yiğiter’in kayıt hakkını engelleyen yönetmelik değişikliği için AÜ, MEB’den ya da sizden görüş aldı mı?-Dr. Cenk Yiğiter AÜ’deki büyük tasfiye, 7 Şubat’tan bir ay önce 6 Ocak’ta ihraç edildi. İbiş’in tasarrufu mu?-AKP Siyaset Akademisinde ders veren ve etkinliklerine katılan Erkan İbiş’in bu siyasi faaliyetleriyle ilgili soruşturma var mı?-Rektör İbiş’in AKP Siyaset Akademisi hocası olması ve Cenk Yiğiter’in CHP’li olmasının KHK ile ihraç sürecine etkisi oldu mu?-Hakkari Üniversitesi Rektörüyken FETÖ’den tutuklanan ve şu an yargılaması süren Ebubekir Ceylan AÜ kadrosuna nasıl geçti?-2012’de Ankara Üniversitesi kayıt günlerinde, FETÖ yurtlarının kayıt ve tanıtım stantları açtıkları doğru mu?-Rektör İbiş’in rektörlüğü süresince FETÖ yurttları, Ankara Üniversitesinde neden ve nasıl faaliyet göstermiştir?-2008 AÜ rektörlük seçimlerinde FETÖ yayını Zaman’da çıkan Erkan İbiş’in rektör olacağı haberleri soruşturuldu mu?-Dönemin C.Başkanı Gül’ün rektör ataması yapacağı gün FETÖ yayın organının İbiş’i işaret etmesiyle ilgili inceleme yapıldı mı?-İhraç edilen akademisyen Cenk Yiğiter’in AÜ İletişim Fakültesi’ni kazanması üzerine, kişiye özel yönetmelik mi çıkardınız?

Uyanış filminin yapımcısı Ali Avcı tutuklandı

“Uyanış” filminin fragmanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başına silah dayanan görüntülerden sonra gözaltına alınan filmin yapımcısı Ali Avcı, “silahlı terör örgütü kurma yönetme” suçu kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sabah’tan Sema Alim Dalgıç’ın haberine göre 15 Temmuz darbe girişimini anlatan “Uyanış” filminin yapımcısı Ali Avcı, fragmanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başına silah dayanan görüntülerin ardından 13 Temmuz’da Bağcılar’daki evinde gözaltına alınmıştı.Ali Avcı’nın evinde saklandığı belirlenen ve Yıldız Üniversitesi’ndeki “FETÖ” soruşturması kapsamında hakkında arama kararı bulunan Doç. Dr. Fethullah Karabiber de gözaltına alınmıştı. Sorgu işlemleri tamamlanan Ali Avcı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce “silahlı terör örgüt kurma yönetme” suçu kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Eski rektör Hüseyin Bağcı tutuklandı

FETÖ davasında yargılanan eski Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ve 2 kişi tutuklandı. 6 tutuklunun ise tahliyesine karar verildi.Denizli’de, Pamukkale Üniversitesi’ne (PAÜ) yönelik FETÖ davasının, ilk duruşması görüldü. Tutuksuz yargılanan eski PAÜ Rektörü Prof. Dr Hüseyin Bağcı, çelişkili ifadeleri gerekçesiyle tutuklandı.Denizli 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşmasında duruşma savcısı Azmi Ustaoğlu, ara karar öncesinde mütalaasını açıkladı. Ustaoğlu, tutuksuz sanıklar eski rektör Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ile ilk ara kararda tahliye edilen Ahmet Çetin Can ve Ali Rıza Tarakçılar’ın tutuklanmasını talep etti. Savcı Ustaoğlu, Osman Kulak ve Mustafa Serinken üzerindeki adli kontrol uygulamasının devamını; tutuklu sanıklar Mine Yanık, Recep Kutlubay, Yasemin Işık Balcı, Şerife Akalın, Ali Koçyiğit ve Ali İhsan Bozkurt’un da tahliye edilmesi yönünde mütalaa verdi.‘SANIK, TANIKLAR ÜZERİNDE ETKİ EDEBİLİR’Savcı ek beyanında, Hüseyin Bağcı’nın 2 Ağustos 2016 tarihli ifadesinde Etkin Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak amacıyla, Gülen cemaatinin PAÜ’deki yapılanmasının ortaya çıkarılmasına yönelik beyanlarda bulunduğunu, bu beyanlarla bir çok ismin tutuklandığını hatırlattı.Bağcı’nın bir hafta sonra verdiği dilekçede yanılma ve baskı altında olması nedeniyle önceki verdiği ifadeyi kabul etmediğini belirten savcı Ustaoğlu, “Sanık 14.6.2017’deki savunmasında ise itirafçı olmadığını beyan ederek çelişkili durumunu sürdürmüştür. Davada henüz tanıkların da dinlenmemiş olması nedeniyle, sanığın tanıklar üzerinde etki edebileceği göz önünde bulundurularak adli kontrolünün kaldırılmasını ve tutuklanmasını talep ediyorum” dedi.Bir süre ara veren mahkeme heyeti, savcının mütalaasına uydu. Hüseyin Bağcı ile önceki ara kararda tahliye edilen Ahmet Çetin Can ve Ali Rıza Tarakçılar’ın tutuklanmasına karar verildi. Ara kararda ayrıca tutuklu sanıklar Mine Yanık, Yasemin Işık Balcı, Recep Kutlubay, Şerife Akalın, Ali Koçyiğit ve Ali İhsan Bozkurt’un da tahliye edilmesine yönünde karar açıklandı. (DHA)

Interpol: Türkiye veri tabanından çıkarılmadı

Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol), Türkiye’nin ’60 bin kişilik aranan şahıs yüklemesi yapıldığı gerekçesiyle’ veri tabanına erişimin askıya alındığı haberlerini yalanladı.Interpol sözcüsü BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ‘haklarında uluslararası arama kararı bulunanlar dahil, hiçbir veri tabanında Türkiye’ye erişim yasağı getirilmediğini’ söyledi.Interpol’ün açıklamasında şu ifadeler yer aldı:”Interpol, emniyet işbirliği çıkarları doğrultusunda 190 üye ülkesinin her birini desteklemektedir. Türkiye’ye, haklarında uluslararası arama kararları olan şahıslar dahil, Interpol’ün hiçbir veri tabanına erişim için engelleme getirilmemiştir.”Türk medyasında Çarşamba günü çıkan bazı haberlerde, Ankara’nın 15 Temmuz darbe girişimiyle açılan soruşturmada aranan “Fethullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ)” bağlantılı oldukları belirtilen 60 bin kişi için Interpol’e bildirim yaptığı bildirilmişti.Söz konusu haberlerde Interpol’ün bu bildirim üzerin, Türkiye’nin, aranan şahısların bilgilerinin yer aldığı veri tabanına giriş yetkisini askıya aldığı iddia edilmişti. Interpol ise üye ülkelerin veri tabanına girmesi için, kayıp belgeler veya isimlerle ilgili yaptığı bildirimlerin teşkilatın Ana Tüzüğü’ne, düzenlemelerine ve kurallarına uyumlu olması için kontroller yapıldığını belirtti ve uyumlu görülmeyen bildirimlerin veri tabanına alınmadığını ifade etti.’Siyasi, askeri, dini ve ırki faaliyetlere müdahale yasak’Interpol’ün açıklamasında teşkilatın Ana Tüzüğü’nün 2’nci ve 3’üncü maddesine atıf da yapıldı:”Interpol’ün Ana Tüzüğünün 2’nci maddesi, teşkilatın rolünün, farklı ülkelerdeki mevcut yasalar çerçevesinde ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ışığında, mümkün olan en geniş düzeyde polis işbirliğini teşvik etmek olduğunu vurgular.”Ek olarak, Anayasa’nın 3’üncü maddesi, (Interpol’ün) ‘politik, askeri, dini ve ırki karakterli faaliyetlerde bulunması ve bunlara müdahale etmesini tamamıyla yasaklar.”Dünyanın en büyük uluslararası adli polis teşkilatı Interpol, 1923 yılında uluslararası işbirliği sağlamak amacıyla kuruldu.Teşkilat rolünü “dünyayı daha güvenli bir yer yapmak için uluslararası işbirliğini sağlamak” olarak tanımlıyor ve dünya genelinde emniyet kuruluşlarının görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli hizmetlere ve araçlara erişim sağlıyor.

Vatan Partisi’nde, Adalet Yürüyüşü istifası

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’yle ilgili “Bu yürüyüş CHP’nin bonzaisidir” açıklamasında bulundu.Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’yle ilgili “Bu yürüyüş CHP’nin bonzaisidir” açıklamasında bulundu. Perinçek’in yürüyüşle ilgili açıklamalarının ardından Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakkı Keskin istifa etti.Keskin’in Perinçek’e gönderdiği istifa mektubunun tam metni şöyle:”Sayın Doğu Perinçek, Size aşağıdaki mektubumu 26.6.2017 tarihinde kaleme aldıktan sonra, görüşlerine çok önem verdiğim iki değerli arkadaşımla istifam konusunu paylaştım. Birbirinden habersiz bu iki dostum, sizinle adalet ve adalet yürüyüşüne ilişkin konuyu baş başa görüşmemi önerdiler. İran’a yapılacak ziyaretimiz esnasında, sizinle bu konuyu ayrıntılı olarak görüşmeyi ve buna göre kararımı vermeyi düşündüm.Türkiye’de adaletin olup olmadığına ve sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşüne ilişkin, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesinde belirtiğiniz görüşlerinizi titizlikle izledim.”Yargının Türkiye’de altın devrini yaşadığı” görüşünüzü ısrarla vurgulayarak, Türkiye’de adalet konusunu yalnızca FETÖ ve PKK terör örgütleri bakımından değerlendiriyorsunuz. Oysa Adalet, bağımsız ve tarafsız yargıyı, bunun vazgeçilemez önkoşulu olarak da kuvvetler ayrılığını, hukuk devletinin işlerliğini ve toplumun tüm alanlarını kapsayan bir konudur.Yapılan düzenlemelerle, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Hakimler Savcılar Kurulu üyelerin nasıl atanacağı ve bu kurumların nedenli Cumhurbaşkanı ve hükümet güdümlü konuma getirildiği ve getirilmekte olduğunu, sizin de çok iyi bildiğinizden kuşku duymuyorum. Çok sayıda mahkeme kararı da bunun en açık kanıtıdır. OECD 2015 raporuna göre, Türkiye’de yargıya güven 2007’de yüzde 67 den 2014’de yüzde 48’e gerilemiştir. Günümüzde bu güvenin yüzde 30’ların da altına düştüğü belirtiliyor.2.7.2017 tarihli “İç cephede görev yapan yargının yanında olmak” başlıklı Aydınlık’taki yazınızda; “Kimler niçin şikayetçi, kimler niçin ‘Adalet bitmiştir’ diye bağırıyor? ABD güdümlü Fettullahçı gladyo’nun ve PKK terör örgütünün temizlenmesi, kimleri niçin bu kadar telaşa düşürüyor? Kimler milletin lanetini göze alarak, PKK/HDP ve FETÖ ile uygun adım yürümektedir?” diyorsunuz. Burada açıkça bu yürüyüşe katılan ve katılacak olan yüz-binlerce kişiyi, terör örgütleri yanlısı olarak suçluyorsunuz. Çok üzülerek söylüyorum, AKP Genel Başkanı ve hükümet yetkilileri de adalet yürüyüşüne katılanları eşdeğer sözlerle eleştirmektedirler. Bu politikayı ve yaklaşımı benim kabul etmem asla olası değildir.Oysa son olarak 30.6.2017 tarihli Aydınlık gazetesi haberinde Kılıçdaroğlu’nun bu konuya ilişkin basın açıklamasındaki konuya ilişkin görüşleri çok açıktır. “Bizi derinden üzen olaylar da var Türkiye’de. Her gün yeni şehitler geliyor. Terörsüz Türkiye hepimizin ortak arzusudur. Terör kimden gelirse gelsin, FETÖ’den mi geliyor, PKK’dan mı geliyor, DHKP-C`denmi geliyor, kimden gelirse gelsin, teröre karşı hepimizin namuslu şekilde tavır alması lazım. Teröre karşı hepimizin ödünsüz bir şekilde tavır alması lazım. Teröre karşı ortak mücadele etmemiz lazım.”PKK’nın yürüyüşe destek açıklamasına ilişkin olarak CHP genel başkan yardımcısı ve sözcüsü Tezcan şöyle diyor: “Terör örgütleri adaletin baş düşmanıdır. O nedenle terör örgütlerinin herhangi bir şekilde böyle bir beyanları varsa dahi bu bizim kabul edeceğimiz bir şey değildir. Tam tersine bu yürüyüşü sabote etmeye dönük bir beyandır. Terör örgütü üyesiyse, silahı bırakacak ve gerçekten adalet arıyorsa terör örgütüyle ilişkisini kesecek, sonra adalet yürüyüşüne katılacak.” (Aydınlık, 29.6.2017).Daha önce bu yürüyüşe halkın desteği olmayacağını ve yürüyüşte Türk bayrağı olmadığını açıkladınız. Oysa 111 metre uzunluğunda Türk bayrağıyla yürünüyor ve hiç kuşku duymuyorum ki, bu tarihi yürüyüşe baştan sona bir milyonun üstünde insan katılacaktır. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanında Adalet yürüyüşüne destek yürüyüşleri de yapılmaktadır. Bunlardan biri de benimde katıldığım Burhaniye’de yapıldı.Sayın Doğu Perinçek,Hayatım boyunca kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, ben haksızlığı hiç bir zaman kabul etmedim ve edemem. CHP’ye ve sayın Kılıçdaroğlu’na yukarıda örnek olarak yazdığım görüşlerinizle büyük haksızlık yaptığınızı ve siyasi yönüyle de büyük bir yanılgı içerisinde olduğunuzu görüyorum. Bu nedenle de sizinle yapacağım baş başa görüşmenin bir sonuç getirmeyeceği kanısına sahip oldum. Bundan ötürü aşağıdaki istifa nedenimi gerekçelendiren mektubumu daha fazla geciktirmeden size iletme gereği duyuyorum.Saygılarımla.Hakkı KeskinSayın Doğu PerinçekSizin isteğiniz üzerine bana verilen Genel Başkan yardımcılığı görevinden ve parti üyeliğinden istifa ediyorum. Bu nedenle de Tahran’da yapılacak görüşmelere katılamayacağım.23 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’da yapılan Vatan Partisi Merkez Yönetim Kurulu toplantısında, partinin son derece yararlı bulduğum çalışmalarını belirterek, bunlardan ötürü aranızda bulunduğuma vurgu yaptım. Ancak bu konuşmamda, CHP’ye zaman zaman genellemelerle yapılan ve doğru olmayan eleştirilerinize katılmadığımı ve Atatürk ve Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini savunan Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Soner Yalçın gibi gazetecilerle didişmenin ve polemiğe girmenin yanlış bir yaklaşım olduğunu detaylı olarak açıklamıştım.Öte yandan “Milli hükümetin Erdoğansız olamayacağı” görüşünüze de neden katılmadığımı örnekleriyle belirtmiştim. MYK Toplantısında ayrıca CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu ile yapılacak görüşmede, Vatan Partisi’nin dört önerisi üzerinde tartışarak aşağıdaki dört konuda ortak fikir birliği oluşmuştu.Vatan bütünlüğü ve teröre karşı kararlı bir savaşın verilmesi,Atatürk ilkelerinde birliktelik,Üretim ekonomisi,Demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, düşünce ve basın özgürlüğü.Ayrıca sizin deyiminizle, AKP’yi yenecek bir çözümün ortaya konması hedeflenerek ve Tayyip Erdoğan yönetiminin sonunun geldiğine de vurgu yapılacaktı.Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet” yürüyüşüne karşı tavır almanızı, Vatan Partililerin bu yürüyüşe katılmalarının yasaklamasını, Türkiye’de “adalet” sorununun olmadığını ve de “Türk yargısı son 50 yılın altın devrini yaşıyor” görüşünüzü ısrarla açıklamanızı, anlamam ve kabul etmem olası değildir.Tam aksine, yargının yapılan düzenlemelerle giderek siyasileştirildiği, referandum sonuçlarının bir yargı organı olan Yüksek Seçim Kurulu tarafından evet oylarından yana nasıl çarpıtıldığı, Deniz Feneri yolsuzluk davasının, MHP muhaliflerinin olağanüstü kurultayının nasıl geçersiz sayıldığı ve bir dizi mahkeme kararında, adalete uygun, bağımsız kararların verilemediğine yakından tanık oluyoruz. Bu nedenle de 170`in üstünde gazetecinin tutuklu bulunduğunu görüyoruz.İşte bu nedenlerden Vatan Partisi Genel Başkanı olarak izlediğiniz bu siyasi çizgiyi ve politikayı benim kabul etmem olası değildir.Bu nedenle sizin isteğiniz üzerine bana verilen Genel Başkan yardımcılığı görevinden ve parti üyeliğinden istifa ediyorum. Haftada bir Aydınlık Gazetesinde yazmakta olduğum yazımı da, bu derin görüş farklılığı nedeniyle sürdüremeyeceğimi belirtmek isterim.Sayın Doğu Perinçek,Sizinle Vatan Partisi çatışı altında dostane ilişkilerle daha uzunca bir süre birlikte çalışmak ve mücadele vermeyi çok isterdim. Ancak yaşamım boyunca, inandığım doğrularla çelişki içerisinde olan siyasi çalışmalarda asla bulunmadım, bulunamam. Büyük önem verdiğim bu karakterimi ve siyasi çizgimi bundan sonrada aynen korumakta kararlıyım.Vatan Partisinin doğru olduğuna inandığım çalışmalarına, bundan sonra da destek olacağımı bu ilişkide belirtmek isterim. Bu siyasi kararıma anlayış göstereceğinizi umar, bundan ötürü kişisel dostluğumuzun etkilenmemesini dilerim.İran yetkilileriyle yapılacak görüşmelere katılmayı ben de istiyordum. Ancak istifa kararımdan sonra, bu seyahate katılamayacağımı da belirtmek isterim.Dostça selamlarımla.Hakkı Keskin”

Valilikten ‘Kılıçdaroğlu’na suikast’ haberine yalanlama

Sakarya’da, Milli Birlik ve Düşünce Derneği (MBDD) Genel Başkanı Erdem Ercan, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Bylock kullandığı iddiasıyla gözaltına alındı. Erdem’in, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘Adalet Yürüyüşü’ sırasında suikast hazırlığında olduğu iddiasıya gözaltına alındığı dair yerel bir internet sitesinin yaptığı haber ise Valilik tarafından yalanlandı. Gözaltı sonrasında akşam saatlerinde Erdem’in ‘Adalet Yürüyüşü’ sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik suikast hazırlığında olduğu iddiasıyla gözaltına alındığına dair bir yerel internet sitesinde haber yer aldı.Ancak Sakarya Valiliği ve CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, bu haberi yalandı.Sakarya Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:”Bir internet sitesinde ‘Kılıçdaroğlu’na suikasti Sakarya Emniyeti son anda önledi. MBDD Başkanı gözaltına alındı” şeklinde haber yapıldığı görülmüştür. Bahse konu haber içeriği gerçeği yansıtmamaktadır. MBDD Genel Başkanı E.E., Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce yürütülmekte olan konusu farklı bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış olup, tahkikat tamamlandığında Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilecektir.