Mehmet Baransu gözaltına alındığı güne kadar Bylock’u aktif

Şikede kumpas davasında Bylock kullanan sanıklarla ilgili rapor okundu. Buna göre, Mehmet Baransu’nun sanıklardan Nazmi Ardıç ile aynı tarihte telefonuna ByLock yüklediği ve gözaltına alındığı 1 Mart 2015 tarihine kadar ByLock’u aktif olarak kullandığı ortaya çıktı.Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz, eski futbolcular Ümit Karan ve İbrahim Akın’ın da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında, “Futbolda şike soruşturması” adı altında “Kumpas” kurdukları iddiasıyla aralarında emniyet müdürlerinin de bulunduğu 20’si tutuklu 108 sanığın yargılanmasına devam edildi.Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, duruşmada 12 sanık hakkında ByLock kullanımı ile ilgili olarak dosyaya konulan raporu okudu. Rapora rapora göre Mehmet Baransu, Nazmi Ardıç ile aynı tarihte telefonuna ByLock yüklemiş. 11 Ağustos 2014 tarihinde telefonuna ByLock yükleyen Baransu, gözaltına alındığı 1 Mart 2015 tarihine kadar ByLock’u aktif olarak kullanmış.16’sı tutuklu 23 sanık katıldıİstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri Cezaevi yerleşkesinin karşısında bulunan salonunda yapılan davanın 14. duruşmasına 16’sı tutuklu 7’si tutuksuz 23 sanık ile tarafların avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, tutuksuz sanıklardan Furkan Durmaz’ın 5 Temmuz tarihinde Erzincan’da verdiği ifadede etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyledi.Başkan Öztürk, Durmaz’ın ifadesini özetledi. İfadesinde 2016 yılında 667 Sayılı KHK ile meslekten ihraç edildiğini belirten Furkan Durmaz, 2008 yılında polis okulunu bitirdikten sonra İstanbul Arnavutköy Polis Merkezi’nde göreve başladığını, bu süreçte Kağıthane’de bir evde kaldığını belirterek, “Çeliktepe’de bir evde kalmaya başladım. 5 polis kalıyorduk. Daha sonra bu evin cemaat evi olduğunu anladım. Beni bu eve yerleştiren şahsın cemaatçilere ev ayarlamaya çalışan şahıs olduğunu öğrendim. Bu evde Perşembe günleri düzenli olarak toplantılar yapılıyor, Fetullah Gülen’in sohbet ve vaaz kasetleri dinleniyordu” dedi.2009 yılında Organize Şube’ye tayininin çıktığını kaydeden Furkan Durmaz, “Burada çalışmaya başladıktan sonra aynı şubede çalışan Ahmet Karakaya benimle ilgilenmeye başladı. Kuran okuyup okumadığımı, namaz kılıp kılmadığımı sordu. Bunları öğretmek amacıyla beni evlere davet etmeye başladı. Bir süre gittikten sonra bu şahısların cemaatçi olduklarını anladım. Fetullah Gülen’in sohbet ve vaizlerini izletiyorlardı. Ahmet Karakaya örgüte eleman kazandırıyordu. Bank Asya’ya el konulacağı gündeme geldiği sırada arabasını satarak parasını bu bankaya yatırdı. Ahmet Karakaya benim de arabamı satarak parasını Bank Asya’ya yatırmam için telkinde bulundu” dedi.Tek tek isim verdiFurkan Durmaz, Organize Şube’de polis memuru olarak çalışan Talip Yıldırım’ın örgüt adına yaptığı ev toplantılarında talimat verdiğini belirterek, “Mehmet Aslan, örgüt içerisinde sorumluluk düzeyinde faaliyet gösteriyordu. Soyadını bilmediğim Atilla isimli polis, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösteriyordu. Bu şahsın bilgisi dışında organizeye personel alınmıyordu. Ethem Taşpınar Organize Şube’de çalışıyordu, benimle birlikte sohbetlere katılıyordu. 2014 yılında Van’a tayinim çıktığında S. O. isimli bir polis ile aynı evde kalmaya başladım. ByLock programından bahsetti. Sohbet programı olduğunu söyledi. Google Play’den yükledim, S. O.’yu ekledim, bir süre kullandım. Telefonum yavaşlayınca 6-7 gün sonra kaldırdım. Benim dini duygularımdan yararlanarak, beni kandırarak içlerine aldılar. Kur’an öğrenmek amacıyla toplantılara katıldım. Mağdur olduğumu düşünüyorum. Bu örgüt içerisinde faaliyet gösteren şahısların tespitine yönelik çalışmalara katıldım. Şubede, A.K., T. T., T.Y., H.A., O. D., A. G., M.A., E. E., E.T., A. Ö., S.O., M.S., Y. Ö., S. K., S.D., H. H. S. isimli polisleri fotoğraflarda teşhis etmiştim” dedi.Nazmi ardıç günde 159 kez Bylock’a erişim sağlamışMahkeme Başkanı Ali Öztürk, duruşmada 12 sanık hakkında ByLock kullanımı ile ilgili olarak dosyaya konulan raporu okudu. Rapora göre ByLock’a en yoğun erişimi, eski Mali Şube Müdürü olan sanıklardan Nazmi Ardıç yapmış. Nazmi Ardıç’ın üç telefon hattında ByLock tespit edilmiş. Ardıç, Bylock’a, 11 Ağustos 2014 tarihinden 11 Ağustos 2015 tarihine kadar toplam 58 bin 213 kez erişim sağlamış. Ardıç, ortalama olarak günde 159 kez ByLock’a giriş yapmış.Mehmet Baransu gözaltına alındığı güne kadar Bylock kullanmışGelen rapora göre Mehmet Baransu, Nazmi Ardıç ile aynı tarihte telefonuna ByLock yüklemiş. 11 Ağustos 2014 tarihinde telefonuna ByLock yükleyen Baransu, gözaltına alındığı 1 Mart 2015 tarihine kadar ByLock’u aktif olarak kullanmış. Baransu, bu süre içinde ByLock’a toplam 1.565 kez giriş yapmış.Sanıklardan Mehmet Aslan, Nazmi Ardıç’ın ardından ByLock’u en yoğun kullanan isimlerden. Duruşmada okunan rapora göre sanık Mehmet Aslan, 5 Eylül 2014 tarihinden 9 Kasım 2015 tarihine kadar iki ayrı hattı üzerinden ByLock’a toplam 49.704 defa erişim sağladı.Başkan Öztürk duruşmada hangi sanığın ilk olarak ne zaman Bylock’a giriş yaptığını, ne zamana kadar kullandığını, en son hangi tarihte erişim sağladığını, ByLock’u kullandığı tarihler arasında bu programa kaç defa erişim sağladığını tek tek okudu.Nazmi Ardıç: Üç ayrı hattında ByLock çıktı. 11 Ağustos 2014 tarihinden 11 Ağustos 2015 tarihine kadar ByLock’a toplam 58 bin 213 kez erişim sağladı. Mehmet Baransu: 11 Ağustos 2014 tarihinden gözaltına alındığı 1 Mart 2015 tarihine kadar ByLock’a erişim sağladı. Baransu bu süre içinde 1.565 kez ByLock’a giriş yaptı. Mehmet Aslan: İki hattında ByLock çıktı. 5 Eylül 2014 tarihinden 9 Kasım 2015 tarihine kadar 49.704 defa ByLock’a erişim sağladı. İdris Çağatay Yıldırım: 11 ağustos 2014 tarihinden 17 haziran 2015 tarihine kadar toplam 31.172 kez giriş yaptı Furkan Durmaz: 14 Ağustos 2014 tarihinden 17 Ağustos 2014 tarihine kadar ByLock’a 927 kez giriş yaptı. Ahmet Davulcu: 11 Ağustos 2014 tarihinden 13 Şubat 2016 tarihine kadar kullandığı ByLock’a toplam 44 bin 741 kez erişim sağladı. Haşim Gülal: 11 Ağustos 2014 11 Nisan.2015 tarihine kadar kullandığı ByLock’a toplam 51.316 kez erişim sağladı. Ahmet Kalender: 2 Eylül 2014 tarihinden 1 Mart 2015 tarihine kadar toplam 3.038 kez erişim sağladı. Necmettin Karapınar: 4 Ağustos 2015 tarihinden 30 Mayıs 2015 tarihine kadar 11.997 kez erişim sağladı. Ahmet Karakaya: Ağustos 2014 tarihinden 25 Mayıs 2015 tarihine kadar toplam 498 kez erişim sağladı Mustafa Okumuş: 1 Eylül 2014 tarihinden 25 Nisan 2015 toplam 285 kez erişim sağladı Ali Çelik: 15 Ağustos 2014 tarihinden 27 Eylül 2015 tarihine kadar toplam 861 kez erişim sağladı. Duruşma, sanık avukatlarının tahliye talepleri ile devam ediyor.Neyle suçlanıyorlar?İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede bir numaralı sanık Fetullah Gülen. Eski milletvekili İhsan İşbilen, işadamı Muammer İhsan Kalkavan, kapatılan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Mutlu Ekizoğlu, eski Organize Suçlar Şube Müdürü Nazmi Ardıç, kapatılan Zaman Gazetesi eski Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’nın da aralarında bulunduğu 108 sanık, Aziz Yıldırım ve futboldünyasındaki bir çok isme, “Futbolda şike soruşturması” adı altında “Kumpas” kurmakla suçlanıyorlar. Hayata ilişkin görüntü e sesleri ifşa etmek”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak”, “Haberleşme gizliliğini ihlal etmek”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek”, “Resmi belgede sahtecilik”, “İftira”, “İftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmak” ve “Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçlarından 8 yıldan 85 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezaları isteniyor.İddianamede, Aziz Yıldırım, Serdar Adalı, Tayfur Havutçu, Yılmaz Vural, Emmanuel Emenike, Bülent Uygun, Göksel Gümüşdağ, Hikmet Karaman, Deniz Tolga Aytöre, Ümit Karan, Mahmut Özgener, Mustafa Sani Şener, Gökçek Vederson, İbrahim Akın, Mecnun Odyakmaz, Sami Dinç, Sadri Şener, Murat Özaydınlı, İskender Alın, Cemil Turhan, İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu gibi futbol dünyasından toplam 75 müşteki ve 91 mağdur yer alıyor.

Kocaeli’de FETÖ operasyonu: 22 gözaltı

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında 11’i polis 22 kişi gözaltına alındı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı FETÖ soruşturması kapsamında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü operasyon düzenledi.Örgütün kriptolu haberleşme aracı Bylock’u kullandıkları tespit edilen farklı meslek gruplarındaki 16 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 kişi yakalandı. Diğer operasyonda ise bir kısmı aktif çalışan ve bir kısmı ihraç edilmiş olan ve şüpheli beyanları ile tespiti yapılan 11 polis ve 4 emniyet müdürü hakkında gözaltı kararı verildi. 3’ü emniyet müdürü 11 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Firarda olan kişilerin yakalanması için çalışmalar devam ediyor. DHA

CHP, Başbakan’a Cenk Yiğiter’i sordu

CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, KHK ile ihraç edildiği için öğrencilik hakkı da elinden alınan Cenk Yiğiter’le ilgili Başbakan, YÖK Başkanı ve rektörü soru yağmuruna tuttu. Biçer’in soruları arasında Rektör İbiş’in Bylock kullandığı iddiaları da yer aldı.Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Cenk Yiğiter aynı kampüsteki İletişim Fakültesi’ne öğrenci olarak dönmeyi beklerken yapılan yönetmelik değişikliği ile hakkının ortadan kalktığını öğrendi.Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in Yiğiter için bilinçli şekilde yönetmeliği değiştirdiği iddia edilirken CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer sosyal medya hesabından yaşananlara tepki gösterdi.Başbakan Binali Yıldırım, Rektör Erkan İbiş ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç’a sorular yönelten Biçer cevap bekliyor. Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, sorulara cevap alamadığını söyleyen Biçer “Verecek bir yanıtları olsa sanıyorum verirlerdi. En azından yalanlarlardı. Kişiye özel bir karar değilse hayır demeleri gerekir” dedi. ‘İBİŞ BYLOCK KULLANICISI MI?’Üniversite yönetiminin aldığı kararın altında kasıt olduğunu söyleyen Biçer, Başbakan ve YÖK Başkanı’na “Kamuoyuna yansıyan haberlerde İbiş’in Bylock kullanıcısı olduğu iddiaları yer aldı. İbiş, Bylock kullanıcısı mı” diye sordu.Başka üniversite yönetimlerinin de benzer kararlar alması durumunda adaletsizliğin artacağını belirten Biçer DuvaR’a şunları söyledi:“Toplumda devletin bütün kurumlarına artan bir güvensizlik var. İnsanların yaşadığı topraklara inancı ve güveni kalmayacak. Bu kararın da altında kasıt var ve inanılmaz bir kindarlıkla yapılmış. Burada kimin kime düşmanlığı var? Üniversiteler hepimizin üniversiteleri. Kendi çıkar ve bekaları kişisel menfaatleri için vatandaşlara karşı kullanamaz.”CHP’li Biçer’in sosyal medya hesabından Başbakan Binali Yıldırım, YÖK Başkanı Yekta Saraç ve Rektör İbiş’i etiketleyerek yöneltiği sorular şunlar:-Bir üniversite senatosunun yönetmelikle eğitim öğretim hakkını kısıtlayan, ortadan kaldıran bir hüküm getirmesi mümkün müdür?-Dr. Cenk Yiğiter’in kayıt hakkını engelleyen yönetmelik değişikliği için AÜ, MEB’den ya da sizden görüş aldı mı?-Dr. Cenk Yiğiter AÜ’deki büyük tasfiye, 7 Şubat’tan bir ay önce 6 Ocak’ta ihraç edildi. İbiş’in tasarrufu mu?-AKP Siyaset Akademisinde ders veren ve etkinliklerine katılan Erkan İbiş’in bu siyasi faaliyetleriyle ilgili soruşturma var mı?-Rektör İbiş’in AKP Siyaset Akademisi hocası olması ve Cenk Yiğiter’in CHP’li olmasının KHK ile ihraç sürecine etkisi oldu mu?-Hakkari Üniversitesi Rektörüyken FETÖ’den tutuklanan ve şu an yargılaması süren Ebubekir Ceylan AÜ kadrosuna nasıl geçti?-2012’de Ankara Üniversitesi kayıt günlerinde, FETÖ yurtlarının kayıt ve tanıtım stantları açtıkları doğru mu?-Rektör İbiş’in rektörlüğü süresince FETÖ yurttları, Ankara Üniversitesinde neden ve nasıl faaliyet göstermiştir?-2008 AÜ rektörlük seçimlerinde FETÖ yayını Zaman’da çıkan Erkan İbiş’in rektör olacağı haberleri soruşturuldu mu?-Dönemin C.Başkanı Gül’ün rektör ataması yapacağı gün FETÖ yayın organının İbiş’i işaret etmesiyle ilgili inceleme yapıldı mı?-İhraç edilen akademisyen Cenk Yiğiter’in AÜ İletişim Fakültesi’ni kazanması üzerine, kişiye özel yönetmelik mi çıkardınız?

The Guardian: Muhalefetin sembolü tek kollu adam

Veli Saçılık, KHK’yla ihraç edildiği işine geri dönmek için Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde günlerdir eylem yapıyor. İngiliz gazetesi The Guardian’ın ‘Türkiye’de giderek artan baskıya karşı muhalefetin sembolü olan tek kollu adam’ diye nitelediği Saçılık, hükümetin kendisine soruşturma açtığını ve terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmakla suçlandığını söyleyerek “Ben silahlı bir terörist değildim, ama öyle olsam bile, hak ettiğim şey bu değil” dedi.Saçılık, Guardian tarafından şu sözlerle tanımlanıyor: “Saçılık, kıvrak zekasının altındaki geleneksel bıyıkları ve yumuşak tebessümüyle gösterişsiz davranıyor. Görüntüsünün yarattığı etkinin farkında, provokatörlere ve kalkanlı polislere karşı duran tek kollu bir adam.” Çevik kuvvetle karşı karşıya gelmenin hükümete karşı çıkan Türkler için sıradan hale geldiğini söyleyen Saçılık, “Onlar çok güçlü ama biz haklıyız! Cesaret bulaşıcıdır, onlar da cesaretimizin daha büyük bir şeye evrilmesinden korkuyorlar” diye konuştu.Yaşadıklarından ötürü öfke duyduğunu ve bu yüzden ağladığını dile getiren Saçılık, “Ben tek kollu biriyim ama davamız güçlü ve devlet bizi terörist diye resmetmeye çalışsa da bu insanlar apaçık masum insanlar. Haklıyız, davamız haklı, bunu onlar da biliyor. Ne zaman haklarımızı istemeye çalışsak, gözaltıyla, dayakla, işkenceyle ve ölümle sona eriyor. Umutluyum, bu yüzden protesto ediyorum” dedi.

Veli Saçılık: Ampute olan omzum, polis tarafından kırıldı

Hayata Dönüş operasyonunda kolunu kaybeden Veli Saçılık, Ankara’da yapılan eylem sırasında ampute olan omzunun polis tarafından kırıldığını söyledi. OHAL kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararname (KHK) ile kamudaki görevinden de ihraç edilen Veli Saçılık, 237 gündür Yüksel Caddesi’nde “İşimi geri istiyorum” eylemi yapıyor.Burada akşam saatlerinde Veli Saçılık’la birlikte kamudaki görevlerinden ihraç edilenlen ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis saldırısı gerçekleşti. Saçılık, müdahalede 7 kişinin gözaltına alındığını duyururken ampute olan omzunun polis tarafından kırıldığını duyurdu.Ampute olan omzum polis tarafından kırıldı. Şuan röntgen sonucunu aldım. Direniş Daima. — VeliSaçılık (@velisacilik) 3 Temmuz 2017

Gabriel: Türkiye’den defalarca somut kanıt talep ettik

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile yaşanan gerginlik, Gülen yapılanması, PKK ile mücadele ve Erdoğan’ın Almanya ziyareti konularında çarpıcı açıklamalarda bulundu.Berlin’de Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle sohbet toplantısında bir araya gelen Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye konusunda önemli açıklamalarda bulundu.“Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında Türk Hükümeti ve Türk halkıyla dayanışmamızı daha güçlü bir şekilde ifade etmeliydik. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum” diyen Gabriel, darbe girişiminden hemen sonra Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirilmemiş olunmasını hata olarak nitelendirdi. Gabriel sözlerini şöyle sürdürdü:“Meselenin özünde gayet tabii ki darbe girişimine karşıydık ve seçilmiş hükümetten yanaydık. Ama Türk Hükümetinin tepkisi, özel hayatta olur ya özellikle çok severseniz ve hayal kırıklığına uğrarsanız çok daha kızgın olursunuz… Bu ‘daha farklı tavır sergileyebilirdik’ dediğim bir konu.” “Defalarca somut kanıt talep ettik”Türk Hükümeti’nin darbe girişimi sonrasında “terörizm “olarak nitelendirdiği konular hakkında Almanya’dan beklentisinin karşılanmadığı hissiyatını taşıdığını anlatan, bu bağlamda Türkiye’den defalarca somut kanıtlar içeren bilgi talebinde bulunduklarını açıklayan Gabriel, “İşte ancak bize bu bilgiler verildiği takdirde bir kişinin iadesinin mümkün olup olmayacağını değerlendirme aşamasına gelebiliriz” dedi.Türkiye’nin ‘derin devlet’ şüphesiBu değerlendirmeyi yaparken Türkiye’de adil bir yargılama yapılıp yapılmayacağını dikkate almakla yükümlü olduklarını, iadesi istenenlerin Alman hukuku uyarınca kabul edilemez bir cezaya çarptırılması ihtimali söz konusu olduğunda zaten iadenin mümkün olamayacağını söyleyen Gabriel, şu değerlendirmeyi aktardı:“Türk tarafının kabullenmekte zorlandığı konu; bir kişinin bir diğer ülkeye iadesi konusunda bağımsız makamların ve mahkemelerin karar verdiği gerçeği. Bize sizin de derin bir devletiniz var deniyor. Bir tür komplo teorisi var. Ben bugüne kadar bizde derin devletin olmadığı konusunda Türk tarafını ikna etmeyi başaramadım.”Türkiye’ye, Gülen yapılanması mensubu her kişinin otomatik olarak gözaltına alınarak iade edilemeyeceğini anlatmaya çalıştıklarını aktaran Gabriel, “İltica başvuruları konusunda bizde çok açık yasal düzenlemeler var, bunlara uymakla yükümlüyüz” şeklinde konuştu.PKK ile mücadeleTürkiye’nin, PKK’nın Almanya’da propaganda yapmasına izin verilmemesi gerektiği konusundaki uyarılarında haklı olduğunu söyleyen Gabriel, PKK’nın Almanya’da da terör örgütü olarak görüldüğünü hatırlattı.“PKK 1990’lı yıllardan bu yana haklı nedenlerden ötürü yasaklı olan bir örgüttür” diyen Gabriel, şöyle devam etti:”Sadece Türkiye’de yaptıklarından ötürü değil. Almanya’da haraç topladıkları, uyuşturucu ve silah ticareti yaptıkları, Almanya’daki Türkiyeli yurttaşları tehdit ettikleri için yasaklılar. Ben de Türk siyasetçilerin etkinlik yapmasına izin vermezken, Öcalan posterlerinin asılmasını kabul edilemez buluyorum. Türkiye bu konuda haklı.“Derin görüş ayrılıklarıUzun süre Sosyal Demokrat Parti’nin liderliğini yapan ve Türkiye’ye yönelik olumlu bakışıyla tanınan Gabriel, son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmeler hakkında endişelerini ifade ederken, özellikle düşünce ve basın özgürlüğüne vurgu yaptı.“Alman gazeteciler de hapiste. Aramızda aşılması zor büyük görüş ayrılıkları var” diyen Gabriel, yine de diyaloğun önemine işaret etti.Alman Bakan, ilişkilerdeki tüm güçlüklere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesine katılmak amacıyla Almanya’ya gelecek olmasından memnuniyet duyduklarına söylemekle birlikte, burada Türk vatandaşlarıyla siyasi bir toplantı yapılmasını uygun görmediklerini vurguladı.Gabriel, “Günümüz koşullarında, karşı karşıya olduğumuz güçlükler nedeniyle büyük siyasi etkinliklerin uygun olmayacağı kanaatini taşıyoruz” dedi.”Üst düzey resmi talep yok”Alman Dışişleri Bakanı, Türk tarafından gelen talep konusuna açıklık getirirken, bu konunun ilişkilerde yeni bir gerginliğe yol açmaması umudunu dile getirdi.Yaptığı ilk açıklamada Türkiye’den Erdoğan’ın siyasi etkinlik düzenlemesi konusunda resmi talep geldiğini duyuran Gabriel bu sefer, “Gerçi şunu söylemeliyim, bu konuda, az ya da çok resmi bir nitelikte, Türk Hükümeti’nden daha alt seviyelerde bir girişim oldu ama üst düzey resmi bir talep olmadı. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz çünkü bu nedenden ötürü daha büyük sorunlar yaşamak istemiyoruz” şeklinde konuştu.Bir gazetecinin, “Türkiye’yi ifade, düşünce ve gösteri özgürlüğü konularında eleştirirken Erdoğan’ın Almanya’daki bu haklardan yararlanamayacağını Türklere nasıl açıklayacaksınız?” sorusu üzerine Gabriel, bu konuda anayasa hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına işaret etti.Dışişleri Bakanı, bir yabancı siyasi liderin Almanya’da bir etkinlikte konuşup konuşmayacağı konusunun, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamından öte Almanya’nın dış politika çıkarlarıyla ilgili bir konu olduğunu vurguladı.Gabriel, “Türkiye ile yaşadığımız gerilim o kadar büyük ve sert ki, dış politika çıkarlarımız gereği, kamuya açık etkinlikler yoluyla Türk iç siyasetinin Almanya’ya taşınmasının uygun olmayacağını düşünüyoruz” dedi.Nazi benzetmeleriTürkiye’deki anayasa değişikliği referandumu sürecinde Türk hükümetinin Almanya’yı hedef alan Nazi benzetmelerinin “derin kırgınlıklara” yol açtığını ifade eden Gabriel, bu süreçte yaşananlardan ötürü bazı kararlar aldıklarını vurguladı.Alman Bakan, Almanya’nın yurttaşların barışçıl bir şekilde bir arada yaşayabildikleri bir ülke olduğunu ve bunu muhafaza etmek istediklerini söylerken, “Herkes bu ülkede seçim bürolarında, konsolosluklarda oy kullanabilir. Ama artık başka ülkelerdeki seçimlerden üç ay öncesinden itibaren ülkemizde seçim etkinliği yapılmasını istemiyoruz” diye konuştu.Almanya’da 3 milyonu aşkın Türkiye kökenlinin yaşadığına işaret eden Sigmar Gabriel, sözlerini şöyle tamamladı:“Bazıları Alman vatandaşı, bazıları değil, bana göre hepsi bu ülkenin yurttaşları. Bizim parçamızlar. Bu ülke onlara minnettar olmalı. Çünkü onlar olmaksızın biz bu ülkeyi inşa edemezdik. Biz Türkiye’deki iç siyasi meselelerin ülkemize taşınmasını istemiyoruz. Biz Türkiye ile Almanya arasındaki bir dizi sorunun çözümlenmesinin iyi olacağı kanaatindeyiz. O zaman durum değişir. Siyasetin görevi bu sorunları çözmektir zaten. O zaman bu tür sorunların Almanya’ya ihraç edilmesi ile ilgili tehlike de ortadan kalkar.” (Değer Akal/Deutsche Welle Türkçe)

Kadıköy’de Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemi

Kadıköy’de yüzlerce kişi 114 gündür açlık grevinde olan akademisyenler, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek olmak için yürüdü.Kadıköy’de bir grup, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilip, açlık grevi yapan ve sonrasında da hukuksuz bir şekilde tutuklanan akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için destek eylemi düzenledi. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça çıkarılan KHK’lar ile kamudaki işlerinden uzaklaştırıldıktan sonra Ankara’da eylem yapmış, açlık grevine başlamışlardı. Daha sonra gözaltına alınıp tutuklanan iki akademisyen için açlık grevlerinin 114’üncü gününde Kadıköy’de destek eylemi düzenlendi.Aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği, İnsan Hakları Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Platformu, Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu üyelerinin olduğu 200 kişilik bir grup 19.30’da Süreyya Operası önünde toplandı. Ellerinde “Nuriye ve Semih serbest bırakılsın, işlerine geri dönsünler” ile “Açlık grevi 100. gününde” pankartı taşıyan grup, “Nuriye, Semih yalnız değildir”, “Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Direne, direne kazanacağız” şeklinde sloganlar atarak yürüyüşe geçti. Polisin güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen yürüyüş, Kalkedon Meydanı’nda son buldu. Daha sonra eylemciler adına burada bir basın açıklaması okundu.